Tarımda Çocuk İşçiliği Neden Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimidir?

Mevsimlik gezici tarım işçiliği, 182 No’lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi ile tanımlandığı şekli ile Türkiye tarafından çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak halen Türkiye’de çocuk işçiliğinin en yaygın yaşandığı sektörlerin başında tarım sektörü gelmektedir. Tarımda mevsimlik gezici işçi olarak çocukların çalıştırılmasının önlenmesine yönelik çalışmalarda dile getirilen itirazların başında “biz de bahçede çalıştık, bir şey olmadı” gelmektedir. Bu nedenle çocuk işçiliğinin yaygın olduğu alanlarda çocuklara yönelik sağlık risklerinin taranması suretiyle bu tartışmalara objektif bir cevap oluşturmak önemli bir ihtiyaç olarak görülmekteydi.

Bir diğer önemli tartışma konusu ise, tarımda ve mevsimlik gezici tarımda asgari yaşın kaç olduğuna ilişkindir. Sözleşmeler, İş Kanunu ve yönetmeliklerindeki düzenlemelerden hangisinin mevsimlik gezici tarım iş kolunda uygulanacağı aslında biraz da ilk tartışmayı sonlandırmaya, yani bu alanların çocuklar için ne kadar riskli olduğunu belirlemeye bağlıdır. Bu nedenle, mevsimlik gezici tarım işleri için çalışma koşullarının hangi mevzuata göre düzenleneceğinin ve bu düzenlemelerin yeterli koruyuculuğa sahip olup olmadığının tespit edilmesi de bir başka ihtiyacı oluşturmaktaydı.

Son olarak da, Türkiye’de resmi ve gayri resmi kurum ve kuruluşların bu alandaki sorumluluklarının tespiti ve yasaların tam olarak uygulanamamasının varsa kurumsal veya örgütsel yapı ile ilişkisinin değerlendirilmesi gerekiyordu.

Kalkınma Atölyesi Kooperatifi tarafından, Hümanist Büro işbirliğinde 2018 yılında yürütülen bir çalışma sonucunda hazırlanan üç rapor, bu ihtiyaçları karşılamayı amaçlamaktadır:

Tarımsal Üretimde Çalışan Çocukların Karşılaştıkları Sağlık Riskleri Raporu

Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Yasal Boşluk Analizi ve Öneriler Raporu

Tarımsal Üretimde Çocuk İşçiliğinin Önlenmesine Yönelik Kurumsal Boşluk Analizi ve Öneriler Raporu

İlk raporda sağlık riskleri ele alınmış ve üç alan dikkate alınarak değerlendirme yapılmış: ürüne bağlı olarak çalışma ve yaşama alanları ile üründen bağımsız ortak riskler. Rapora göre; bu kapsamda en büyük risk, çalışsın veya çalışmasın bütün çocukların tarımsal ilaçlara maruz kalmasıdır. Ağır yük taşıma çocukların gelişme çağında iskelet sistemlerini geleceğe yönelik olarak da olumsuz etkilemektedir. Ürüne bağlı olarak da eğilme, ağaçtan düşme, kesici alet kullanma gibi kaza riskleri ciddi sağlık tehdidi oluşturmaktadır. Yaşanılan ortamın güvenlik ve hijyen koşulları da hem ihmal ve istismar açısından hem de salgın ve bulaşıcı hastalıklar bakımından çocukları tehdit etmektedir.

Yasal boşlukları analiz eden ikinci rapor, sağlık risklerinden hareketle tarımsal üretimin riskleri sebebiyle çalışma yaşının 18 kabul edilmesi gerektiğini, bu konuda tartışmalara son verilmesi için açık bir yasal düzenleme yapılmasını önermektedir. Ancak, çocuk işçiliğinin yasa ve yasakla önlenemeyeceğinin ileri sürüldüğü raporda, ailenin çocuk emeğine duyduğu ihtiyacın ortadan kalkması ve ebeveynin çocuk bakım kapasitesinin desteklenmesi için Anayasanın asgari ücrete ilişkin düzenlemesi başta olmak üzere ücret, çalışma saatleri vb. çalışma yaşamını ilgilendiren birden çok alanda yasal düzenleme yapılması gerektiği dile getirilmektedir. Raporun, bu alandaki mevzuatı, tarihsel kronoloji ile derlediği bir de haritası bulunmaktadır.

Kurumsal analiz raporunda ise, önce sözleşmelere ve yasalara göre sorumluluklar tespit edilmiş, bu sorumlulukların ne kadarının kurumların görev ve sorumluluklarına ve bu alandaki politika belgelerine yansıtıldığı incelenmiştir. Çocuk emeğine ihtiyacın küresel üretim ve tüketim ağları ile tarım ve toprak politikalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmasına rağmen, bir sorun olarak çocuk işçiliğinin işçi, çiftçi ve devletin sorumluluk alanındaki bir problem gibi konuşulmasını temel eksiklik olarak gören kurumsal analiz raporuna göre bu alanda 5 temel aktör bulunmaktadır: Üretimden tüketime uzanan süreçte rol ve sorumluluğu olan aktörler, kamu kurumları, hükümet dışı kuruluşlar, uluslararası örgütler ve devletler. Sorumluluklar ise; politika üretilmesi, yasa yapılması, bütçe ve personel tahsisi, planların ve yasaların uygulanması ve denetlenmesi, sonuçların veriye dayalı olarak izlenmesi, kurumlararası işbirliği ve eşgüdüm başlıkları ile incelenmektedir. Raporun, sorumlu kurumları ve sorumluluk alanlarını gösteren bir de haritası bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir