Pandemi Sırasında Tutuklu ve Hükümlü Çocukların Durumu

Covid-19 pandemisi ile mücadele gündemimize yeni bir konu getirdi; bu süreçte özgürlüğü kısıtlanmış olan kişilerin durumu. Birçok kuruluş, özgürlüğü kısıtlanmış insanların durumuna özel bir dikkat gösterilmesi gerektiğine ilişkin çağrılar yapıyor. Uygulamaların insan hakları yönünden, özellikle de işkence ve kötü muamele yasağı açısından değerlendirilmesi dikkat edilmesi gereken konulardan biri.

Bu kapsamda özgürlüğü kısıtlanmış çocukların da özel olarak ele alınması gerekiyor. Bu vesile ile salgın hastalıklar dönemine ilişkin ilkelerden önce, daha genel bir ilkeyi ne kadar uygulayabildiğimize bakmak gerekiyor: Çocuğun özgürlüğünün kısıtlanmasına son çare olarak başvurulması ilkesi (ÇHS 37). Çünkü bu ilke çözüm önerilerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyacağımız en güçlü yasal dayanağı sunuyor bize.

BM Çocuk Hakları Komitesi Uygulama El Kitabı (md.37) özgürlüğün kısıtlanmasının son çare olması ilkesinin uygulamasına ilişkin şöyle bir formül sunmaktadır: Bir hukuk sisteminde çocukların özgürlüklerine ancak eylemin bir başkasına yönelik ciddi bir tehlike oluşturması ve başkaca bir önlem ile çocuğun bu davranışı tekrar etmesinin önlenemediği halde başvurulması durumunda müdahale ediliyorsa, o hukuk sisteminde son çare ilkesi uygulanıyor denilebilir.

The Alliance For Child Protection in Humanitarian Action, bu ilkenin uygulanmasına da dikkat çekerek Covid-19 pandemisi ile mücadele sürecinde özgürlüğü kısıtlanan çocuklar ile ilgili yapılması gerekenlere ilişkin Covid-19 ve Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Çocuklar başlıklı bir bilgi notu yayınladı (aynı kuruluşun Koronavirüs Pandemisi Sırasında Çocukların Korunması başlıklı teknik bilgi notu ile ilgili olarak burada bilgi bulabilirsiniz). Bilgi notunda, daha önceki salgın hastalıklarda elde edilen tecrübelere dayalı olarak, bu dönemlerde özgürlüğünden yoksun olan çocukların her zamankinden daha büyük bir risk altında olduğuna dikkat çekiliyor.

Bilgi Notu, Covid-19 mücadelesi kapsamında özgürlüğünden yoksun bırakılan çocuklarla ilgili alınması gereken tedbirleri şöyle sıralıyor:

1. Alıkoyma merkezlerine yeni çocuk kabulünün askıya alınması:

Devletlerden çocukların gözaltına alınmalarını ve tutuklanmalarını engellemek için gerekli önlemleri alması istenmektedir. İstisnai olarak çocuğun yüksek yararı göz önüne alınarak ve orantılılık ilkesine de uygun biçimde bir gözaltı veya tutuklama kararı verildiğinde ise şunların yapılması önerilmektedir:

• Çocuklar sağlık taramasından geçirilmeli ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından yayımlanan halk sağlığı protokollerine uygun tüm adımlar atılmalıdır.

• Bir çocuğun sağlık nedeniyle diğer kişilerden uzak tutulması, izole edilmesi veya karantinaya alınması gerektiğinde bu uygulama nezarethanede veya tutukevinde değil, evde veya sağlık kuruluşunda yerine getirilmelidir.

2. Çocukların derhal tahliye edilmesinin önceliklendirilmesi:

Devletlerden topluma ve ailelerine derhal dönebilecek çocukların tahliye edilmesi talep edilmektedir. Bunun için şöyle bir liste verilmektedir:

• Şiddet içermeyen, küçük veya adi suçlar nedeniyle tutulan tüm çocuklar,

• Ceza süresinin sonuna yaklaşmış çocuklar,

• Suçları işledikleri kesinleşene dek masum sayılmaları nedeniyle suçun türüne bakılmaksızın, tutuklu tüm çocuklar,

• Statü suçlarından (yetişkinler tarafından işlendiğinde suç olarak kabul edilmeyen suçlar) dolayı özgürlüklerinden yoksun bırakılan tüm çocuklar,

• Önceden kronik sağlık sorunları ve ruhsal sorunları olan çocuklar da dahil olmak üzere enfeksiyon nedeniyle komplikasyon yaşama riski yüksek olan tüm çocuklar,

• Şiddet içermeyen, küçük veya adi suçlardan dolayı ceza alan tüm çocuklar,

Göçmenlik durumları nedeniyle alıkonulmuş olan tüm çocuklar,

• Ulusal güvenlik çerçevesinde, sadece silahlı bir grupla bağlantılı oldukları gerekçesiyle alıkonan tüm çocuklar,

• Serbest bırakılmasının uygun ve güvenli olduğu belirlenen diğer tüm çocuklar.

Bu durumda sadece tahliye etmenin yetmeyeceğinin, çocuğun ailesine geri dönebilmesi ve topluma uyum sağlayabilmesi için gerekli psiko-sosyal destek hizmetlerinin sunulması gerektiğine de dikkat çekilmektedir.

3. Alıkonulma hali devam eden tüm çocukların sağlık ve esenliklerinin korunması:

Alıkonulan çocukların sağlık ve esenliklerini korumak üzere devletlerin dikkat etmesi gerekenlere ilişkin diğer bölümlere nazaran daha uzun bir liste verilmektedir:

• Hastalığın belirtilerini tespit etmek için çocukların sağlık durumları izlenmeli ve bir çocuk bu tür belirtiler gösterdiği takdirde DSÖ’nün  sağlık, izleme, izolasyon ve tedavi için rehberleri doğrultusunda çocuğun izole edilmesi ve tedavi edilmesi sağlanmalıdır.

• Çocuğun tıbbi izolasyon atına alınmasına ilişkin her türlü karar, sadece klinik inceleme sonucunda kanaat getirilen tıbbi gereklilikler temelinde ve ilgili kanun veya mevzuata uygun olarak alınmalı, çocuklar neden izole edildikleri konusunda bilgilendirilmelidir.

• Bir çocuğun sağlık nedeniyle diğer kişilerden uzak tutulması, izole edilmesi veya karantinaya alınması gerektiğinde bu uygulama DSÖ’nün karantina ve izolasyona ilişkin kılavuz ilkelerine uygun biçimde evde veya sağlık kuruluşunda yerine getirilmelidir. Sağlıkla ilgili izolasyon, fiili bir hücre hapsi olarak veya bir cezalandırma olarak kullanılmamalıdır.

• Çocukların yeterli sağlık, beslenme ve eğitim hizmetlerine, hukuki hizmetler ve şiddete karşı (toplumsal cinsiyete dayalı şiddet dahil) hizmetlere ve fiziksel mesafelenme ve hastalığın bulaşmasını önleyici diğer tedbirlere erişimleri sağlanmalıdır.

• Suya, temizlik ve hijyen hizmetlerine ve malzemelerine, özellikle de su ve sabuna erişim arttırılmalı, enfeksiyonun yayılmasının engellenmesine ve kontrol altına alınmasına yardımcı olmak için tesislere yeterli temizlik malzemeleri sağlanmalıdır.

• Daha önceden ruh sağlığı ve psiko-sosyal problemleri olanlar ve Covid-19 ile birlikte bu tür sorunlarla karşılaşan çocuklara ve onların bakımından sorumlu olan kişilere ruh sağlığı ve psiko-sosyal destek hizmetleri (MHPSS) sağlanmalıdır.

DSÖ Covid-19 Alıkoymaya İlişkin Rehbere uygun olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan çocukların vasileri ve aileleri ile düzenli olarak iletişim ve irtibatlarını sürdürmelerine olanak sağlamak için gerekli süreçler uygulanmalıdır. Bunlar ziyaretlerin arttırılması, ziyaret için özel izin çıkartılması, giderlerin karşılanması gibi ek önlemleri içermelidir.

• Çocukların bulundukları kurumlarda personelin yaşayacağı sağlık sorunları nedeniyle çocukların aşırı sorumluluk altına girmelerini önlemek için buralarda bulunan personel ve hizmet sağlayıcıların sayıları izlenmeli ve ayarlanmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir